Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Tem 9, 2009
NASA’nın yüksek çözünürlüklü kameralarıyla elde edilen görüntülere göre, Kızıl Gezegen’deki göl 200 kilometrekareden fazla alan kaplıyor.
ABD’li bilim adamları, Mars’ta eski bir gölün tartışmasız kanıtlarını buldular.
Colorado Üniversitesi’nden bir ekibin, kıyı şeridi ve derinliğinin belirtilerine ait kesin kanıtlar keşfettikleri 3,4 milyar yaşındaki göl yatağına dair bulguların Kızıl Gezegen’deki geçmişin yaşam izlerinin bulunmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Araştırmanın başında yer alan Doçent Gaetano Di Achille, 3,4 milyar yaşında olduğu tahmin edilen gölün 200 kilometrekareyi aşkın bir alanı kapladığını ve derinliğinin 450 metre civarında olduğunu tahmin ettiklerini belirtti.
Doç. Di Achille göre, eski Mars gölünün büyüklüğü ABD ile Kanada sınırındaki Champlain Gölü kadar.
Eski göle dair kanıtların, geniş bir deltaya, inişli çıkışlı tepe silsilelerine ve dalgaların arkalarında bıraktığı izlerden oluşan geniş bir kıyı şeridi olduğunu belirten Di Achille, “Bunlar Mars yüzeyinde kıyı şeridine dair ilk tartışmasız bulgular. Kıyı şeridinin tanımlanması ve buna eşlik eden jeolojik bulgular, 3,4 milyar yıl önce oluştuğu ortaya çıkan gölün bize büyüklüğünü ve hacmini hesaplama olanağı sağlıyor” dedi.
Mars’ın yörüngesindeki NASA’nın Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) aracının yüksek çözünürlüklü “High Resolution Imaging Science Experiment” veya HiRISE adlı çok güçlü kamerasıyla çekilen görüntüler kullanılarak yapılan gözlem, Amerikan Fizik Birliği’nin Geophysical Research Letters adlı yayın organında yayımlandı.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Tem 9, 2009
NASA geliştirmekte olduğu uzay programlarına, yüksek maliyet nedeniyle alternatif arıyor.
İçinde Ares Roketi ve Orion modülünün de bulunduğu yeni nesil NASA programı, , daha ucuz olan Ay’ın yörüngesini oturacak yeni nesil uzay araçları ile değiştirlebilir.
NASA, 33 yıllık aktif görevden sonra yakında emekliye ayrılacak mevcut roketlerin yerini alacak yeni nesil roketlerin yapımı için program geliştirmişti.
‘Constellation’ adı verilen bu programın merkezinde, Ares roketlerinin ve Orion modülünün yapımı yer alıyor. Ancak opersayonel hale getirebilmek için gerekli olan milyalarca dolar ve yaşanan pek çok teknik arıza programın geleceğini kuşkulu hale getirdi.
Toplam 28.4 milyar dolarlık Constellation programının geleceği, bağımsız bir panlede masaya yatırıldı. NASA bilimadamalarına göre yaşanacak mali olası kesintiler, Ay biletinin iptali anlamına gelecek. Bu nedenele bilimadamları 6.6nmilyar dolarlık alternatif bir plan oluşturdular.
Plan, uzay mekiğini yörüngeye oturtacak katı yakıt tanklarının şimdikilerin tersine, tekrar tekrar kullanılabilinmesini temel alıyor. Plana göre, NASA’nın Ares gibi baştan roket tasarımı yapmak yerine, sadece roketten ayrılan kargo gemilerini baştan tasarlaması yeterli olacak. Böylelikle NASA roketlerini tekrar kullanmakla kalmayıp aynı zamanda fırlatma rampalarını da korumuş olacak.
Ancak bu planın bir de dezavantajı bulunuyor. Bu plan, mevcut teknoloji ile Dünya yörüngesinin dışına çıkamıyor. Bu nedenle Ay’a ya da Mars’a ulaşılabilmesi için ek roketlerin geliştirilmesi gerekiyor.
Yeni uzay programının tartışıldığı panel Temmuz sonunda ve Ağustos’ta yeniden toplanacak.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Tem 9, 2009
Rusya’nın ‘Koronas-Foton’ uydusunun ‘Tesis’ gözlemevi Güneş’te 4 Temmuzda son bir yılın en büyük patlamasını tespit etti.
Ria Novosti haber ajansına göre, 2008 yılı mart ayından bu yana Güneş’te meydana gelen en büyük patlama 11 dakika sürdü. Patlama sonucunda yayılan röntgen ışınlarının GOES ölçeğine göre C 2,7 şiddetinde olduğu bildirildi.
Güneş’te meydana gelen patlamalar yaydıkları röntgen ışığı şiddetine göre A, B, C, M ve X Latin harfleriyle belirtilen 5 sınıfa ayrılıyor. A 0.0 olarak belirtilen en düşük şiddetli patlama, Yer yörüngesinde 1 metre kareye düşen 10 nanovat ışına karşılık geliyor. Patlamanın şiddetine göre belirlenen her bir kademe artışında metre kareye düşen ışın miktarı 10 kat artıyor. Güneş
etkinliğinin yoğun olduğu 2003 yılı ekim ayında X 17 olarak belirtilen 1 milyon nanovat şiddetinde patlamalar kaydedildi.
Uzmanlar, 4 Temmuz 2009′de Güneş’in güney yarımküresinde meydana gelen patlamanın 2008 yılı 25 Martında meydana gelen M 1,7 şiddetindeki patlamadan sonra en büyük patlama olduğunu belirtiyor.
Güneş etkinliğinin 2009 yılı mart ayından bu yana artan hızda yükseldiği ve bunun önemli belirtilerinden olan lekelere bakılırsa bu etkinlik daha da artacak.
Güneş ve uzaydaki hava durumunu gözlemleyecek ve Güneş’in fiziki yapısı hakkındaki güncel sorulara cevap arayacak “Koronas-Foton” uydusunun “Tesis” gözlemevi 30 Ocak 2009′da Rusya’nın Plesetsk uzay üssünden ‘Tsiklon-3’ füzesiyle uzaya gönderildi. “Koronas-Foton” projesi Moskova Fizik Mühendislik Astrofizik Enstitüsü tarafından yönetiliyor.
‘Koronas’ uyduların ilki ‘Koronas-I’ 1994-2001, ikincisi ‘Koronas-F’ ise 2001-2005 yıllarında göreve gitti.
Güneş’in çapı Dünya’nın 103 katı, kütlesi ise Dünya’nınkinin 332 bin 946 katı.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
İskoçyalı bir araştırma grubu, köstebeklerin düşük görüş yeteneklerinin nedeni olan genetik sebebi keşfetti.
Aberdeen Üniversitesi araştırmacılarından J. Martin Collinson, köstebeklerin görüş yeteneklerini kısıtlayan genetik nedenin göz merceği lenflerinin eksik gelişimi olduğunu belirtti.
Yer altında yaşayan hayvanların göz mercekleri üzerinde yapılan ilk moleküler çalışma olduğu belirtilen araştırmanın sonucuna göre, böcekle beslenen yaratığın göz lenslerinin temel gelişiminde oluşan bir kusur yüzünden köstebeklerin göz mercekleri gelişirken birbirleriyle bağlanmamış epiteller ve organize olamamış, olgunlaşmamış, lif hücreleri oluşuyor.
Araştırmanın sonucu, köstebeklerin kör olması sonradan oluşan bir etkenden dolayı değil normal olarak başlayan mercek lifleri gelişiminin devam etmesi üzerine gerçekleşiyor.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
İngiltereli bir gurup, bir mermiden daha hızlı gidebileceğine inandıkları otomobilleri ile kırılması güç bir rekor elde etmek istiyor.
İngiltereli bir gurup mühendis, saatte 1 609 km hız yapabileceğine inandıkları otomobilleriyle mermiden daha hızlı hareket ederek kırılması güç bir rekora imza atmaya niyetliler.
İngiltere’nin Bilimden Sorumlu Bakan’ı Lord Paul Drayson tarafından kamuoyuna duyurulan 12 milyon Sterlin’lik otomobil, bir önceki rekoru 402 km/s daha hızlı olarak egale edebilir.
Bristol’da bulunan bir uçak hangarında 18 aydır geliştirilen otomobil, mühendislerin hesabına göre -teorik olarak- saatte 1 690 kilometre hıza, yani 3 kalibrelik bir Magnum’un fırlattığı mermiden daha yüksek bir hıza ulaşabiliyor.
Thrust SSC adı verilen otomobille 1997’de kırılan 1 227 km/s’lik bir önceki rekorun sahibi, aynı zamanda bir matematikçi olan savaş pilotu Andy Green ile Richard Noble’yi bir araya getiren projede bir Eurofighter Typhoon’a ait olan jet motoruyla roket itici ilk defa bir arada kullanılıyor. Otomobilin itiş gücünün 20 000 kilogram olduğu ifade ediliyor.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
Kanada’da bulunan McGill Üniversitesi fizik bölümü araştırmacıları, maddenin yeni bir halini keşfettiler.
Madenin katı, sıvı ve gaz halinin dışında kalan tartışmalı plazma, bose-einstein yoğunlaştırması hallerine yeni bir hal daha eklendi. Üç-boyutlumsu elektron kristali (quasi-three-dimensional electron crystal) adı verilen yeni hal, bilgisayar işlemcilerinin hızlarının iki yılda bir ikiye katlandığını savunan Moore Kanunu devam ettirmeye olanak tanıyacak transistörlerin yapımını mümkün kılabilir.
Üç-boyutlumsu elektron kristali hali, bilim insanlarının galaksiler arası boşluğun ısısından 100 kat daha soğuk ortamda inceledikleri, gündelik hayatta kullanılan elektronik cihazların modern transistörlerinde kullanan bileşenlere benzer bir malzeme içinde bulundu.
Bulunan yeni hali yeryüzünde bulunabilecek en yüksek manyetik alanlara maruz bırakan bilim insanları, malzemenin iki boyutlu elektron sisteminden yarı üç boyutlu bir sisteme geçtiğini gözlemlediler. Transistörlerin yapısını geliştirebilecek yeni keşfin, mikroçipler üzerinde daha yüksek yoğunluk kullanılmasına olanak tanıyabileceği ve Gordon Moore’un 1965 yılında yayımladığı bilgisayar işlemcilerinin her iki yılda bir iki kat daha yüksek hızlara ulaşacağına dair teoriyi uzun bir süre daha gündemde tutabileceği öngörülüyor.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
Florida Eyalet Üniversitesi’nde üretilen karbon nanotüpten imal edilen kağıt, dünyanın en güçlü materyali ünvanını alacak gibi görünüyor.
Kanser tedavisinden gelişmiş elektronik cihazların imaline kadar geniş bir yelpazede kullanılan karbon nanotüpler, önümüzdeki on yıl içerisinde daha çok alanda karşımıza çıkacaklar. Özellikle de çelikten 10 kat daha hafif olduğu halde 500 kat daha güçlü bir kağıdın yapımında kullanıldıkları için.
Florida Eyalet Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan Yüksek Performanslı Malzemeler Enstitüsü tarafından geliştirilen ince, filmsi görüntüsüyle oldukça dayanıksız görünen kağıt (Buckypaper), çelikten 500 kat sağlam yapıyı sağlayan karbon nanotüpler sayesinde geleceğin dayanıklı materyali olma konusunda büyük bir iddia ortaya koyuyor.
İnsanların saç telinden 50,000 defa daha ince olan karbon nanotüpler kullanılarak üretilen kağıt, hafifliği ve sağlamlığıyla öncelikle hafif, enerji verimi yüksek uçaklar ve otomobillerin üretilmesi için kullanılması öngörülüyor. Kağıdın daha sonraları daha güçlü bilgisayarlar, geliştirilmiş televizyon ekranları gibi ürünler için geliştirilebileceğini belirten araştırma görevlisi Ben Wang, buluşun seri üretime geçmesi durumunda özellikle havacılık endüstrisinde büyük bir devrim yaratacağının altını çiziyor.
Karbon nanotüpler, halihazırda tenis raketleri ve bisikletler gibi günlük yaşamda karşımıza sıkça çıkabilecek ürünlerin güçlendirilmesinde az miktarda olsa da kullanılıyorlar. Bu ürünlerde %1 ile 5 arasında kullanılan karbon nanotüpler, düşük miktarlarda kullanılmasına rağmen bu ürünlerin oldukça sağlam olmalarını sağlıyorlar. Buckypaper adı verilen kağıt üretilirken kullanılan karbon nanotüp oranı ise %50 olarak belirtiliyor.
Ürünü geliştiren Florida Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, kağıdın kullanımının önündeki en büyük engelin, nanotüplerin ortaya çıkan son ürünün köşelerinde şekillendirmeyi ve birleştirmeyi neredeyse imkansız kılan yığınlar oluşturması olduğunu belirtiyorlar.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
Hindistan, ilk Ay görevini gerçekleştirecek insansız uzay aracı Çandarayaan-1’i büyük boşluğa gönderdi.
Sanskrit dilinde “Ay Gemisi-1” anlamına gelen Çandarayaan-1, Bengal Körfezi’nin kuzeyinde yer alan Andra-Pradeş eyaletinin Çennay bölgesine 90 kilometre uzaklıkta bulunan Sriharikota’dan Türkiye saati ile 03.52’de fırlatıldı.
78,9 milyon dolarlık bütçeye sahip yolculuk toplam iki yıl sürecek. Ay’ın yüzeyine 100 km yakınlıkta yörüngeye girecek aracı 12’şer tonluk 6 dilimli yan destek roketlerine sahip toplam 320 ton ağırlığındaki Kutup Uydu Kalkış Aygıtı ( PSLV-C11) taşıyor.
Avrupa Uzay Dairesi’nin (ESA) geliştirdiği aygıtları ve Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) 2 harita aygıtını taşıyan ay modülü, Hindistan’ın 2012 yılında Ay yüzeyine konmak üzere göndereceği insansız uzay aracı projesinin ilk adımı olarak tanımlanıyor.
8 veya 9 Kasım tarihinde Ay yüzeyine 100 km uzaklıkta bulunan yörüngesine girmesi beklenen araç, Ay yüzeyinin haritasını çıkaracak ve yüzeyde bulunan minerallerin niteliklerini araştıracak. Uzay aracı 25 dakikalık yörünge seyahatinde daha yakın fotoğraflar çekmek üzere yüzeye ayrıca bir de sonda bırakacak.
Yazar: admin
Bilim ve Teknoloji
Kas 22, 2008
Bilim insanları şimdiye kadar bulunmuş en sıcak gezegeni keşfetti.
WASP-12b adıyla bilinen gezegeni araştıran bilim insanları, gezegenin yüzeyindeki sıcaklığın 2250 derece olduğunu saptadı. Güneş’in yarı sıcaklığına eşit olan sıcaklığıyla şaşırtan gezegen, geçtiğimiz günlerde keşfedilen ve yüzey sıcaklığı 2040 derece olarak ölçülen HD 149026b’den biraz daha sıcak.
Keşif, biri İspanya’nın Kanarya Adaları diğeri Güney Afrika’da konuşlandırılmış iki teleskop sistemi tarafından gerçekleştirildi.
Wasp-12b’nin önünden geçen gezegenler ve onların yıldızlarını beklemeye koyulan teleskoplar, Dünya ile gezegen arasına giren yıldızları gözlemleyerek gezegen yüzeyinin sıcaklığını belirledi.
Güneş sistemimizin dışında bulunan Wasp-12b, SuperWASP adlı ultra geniş açılı araştırma teleskobu tarafından 1 Nisan 2008 yılında keşfedilmişti.
Kendi yıldızı ile arasındaki uzaklığı, Dünya’nın Güneş ile arasında olan uzaklığının 1/40’ı olan gezegenin çapı ise Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter’in çapından %80 daha büyük.