Beynin Dopingi Ceviz

Hasadına başlanan, dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran cevizin, kimyasal içeriğiyle beyin sağlığını da koruduğu bildirildi.

Son yıllarda, yüksek kesimlerdeki ormanlık alanların ağaçlandırmasında en yaygın meyve türü olarak değerlendirilen ceviz, yaş olarak kilosu 12-15 YTL arasında değişen fiyatlarla alıcı bulurken, uzmanlar da sağlık açısından önemine dikkati çekerek, tüketimini öneriyorlar.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”cevizin fizyolojik yapısının benzerliğinin yanı sıra içeriğindeki vitaminlerle de beyin dostu olduğunu” bildirdi.

Cevizin, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisini, sert kabuğu ile kafatasını, içindeki ince zar ile beyin zarını, meyvesi ile de beynin şeklini adeta birebir yansıttığını belirten Arı, ”Bu benzerliğin yanı sıra sağlık açısından da ceviz tam bir beyin dostu” dedi.

Şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasının yanı sıra, beyin için gerekli gümüş iyonlarını da içerdiğini ifade eden Arı, ”Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve” dedi.

Cevizin beyin sağlığına olumlu katkı sağlamasının yanı sıra kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez bir meyve olduğunu belirten Arı, ”Ceviz sadece ileri yaştaki bireyler için değil gelişme çağındaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açıcı, dikkat toplayıcı özelliği nedeniyle ÖSS ve SBS gibi sınavlara giren öğrencilere hararetle öneriyoruz” dedi.

Cevizin kan kolesterolünü düşürücü etkisinin de bilimsel olarak kanıtlandığına dikkati çeken Arı, cevizin enerji içeriğinin oldukça yüksek olması nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.

-CEVİZ LEKESİ NASIL ÇIKAR?-

Son günlerde hasat mevsimi olması nedeniyle tezgahlarda yerini alan taze cevizde tek sorunun yeşil kabuğunun yağlı boya gibi ele yapışması olduğunu anlatan Arı, ”Cevizin bıraktığı yeşil leke kolay kolay elden çıkmaz. Ancak, elleri iki dakika kadar sirkeye batırıp bir pamukla ovduktan sonra soğuk suyla yıkamak lekelerin giderilmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

AA

Anne Sütü Nasıl Saklanır?

Günümüzde çalışan annelerin sayısı artıyor. Anneler ise, bebeklerinin anne sütünün yararlarından mahrum kalmalarının istemiyor.

Besleyici değerinin yanında, pek çok hastalığa karşı koruyucu özellik taşıyan anne sütünün nasıl saklanması gerektiğini biliyor musunuz?

Sema Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Gebeşçe anne sütünün bakteri üremesine dirençli olduğunu ve oda ısısında 10 saate kadar özelliklerinden kaybetmeden saklanabileceğini söylüyor. Buradaki önemli nokta anne sütünün saklanacağı kabın hijyen kurallarına uygun olması.

Anneler sütünü elle sağabileceği gibi süt sağma makineleriyle de sağabilirler. Ne şekilde yapılırsa yapılsın, süt sağılmadan önce eller iyice yıkanmalı diyen Dr. Arzu Gebeşçe sağılan sütün temiz bir plastik ya da cam saklama kabında saklanabilir dedi.

Ayrıca, sağılan sütler derin dondurucuda saklanma üzere süt saklama poşetlerinde de bekletilebiliyor.
Anne sütünün saklama süreleri
• Anne sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklanabilir.
• Süt, tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar, iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
• Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
• Kolostrum olarak adlandırılan doğumdan sonraki ilk 7 gün üretilen anne sütü sağıldıktan sonra içerdiği antikorlar sayesinde oda sıcaklığında 12 saat, daha sonra ki anne sütü ise 6 saat besin değerini kaybetmeden saklanabilir.
Anne sütü bebeğe verilmeden önce ısıtılmamalı. Isı anne sütünün anti-mikrobik özelliğini yitirmesine sebep oluyor. Bunun yerine anne sütü, ılık akan suyun altına tutularak ısıtılabilir. Donmuş anne sütü ise ya buzdolabında yavaş yavaş eritilebilir. Ya da donmuş süt benmari usulü yani sıcak suyun içine oturtulmuş bir kabın içinde hızlıca hazırlanabilir.

Anne sütü ile ilgili diğer öneriler
• Eritilmiş sütü bir saatten fazla oda ısısında bırakmayın.
• İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atın.
• Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın.
• Sütü buzdolabının kapağına koymayın.

SamanyoluHaber

Anne Adaylarına İlaç Uyarısı!

Hamilelik sırasında anne adayının belli yükümlülükleri yerine getirmesi ve hayatında bazı isteklerini ve davranışlarını sınırlaması gerekiyor.

Hamilelik sürecinde anne adaylarının sağlıklarına büyük özen göstermeleri gerektiğini söyleyen uzmanlar, özellikle gelişi güzel ilaç kullanmamalarını tavsiye ediyor. “Anne adayı hamilelik öncesinde ve hamileliği sırasında belli maddelere ve eylemlere karşı çok dikkatle davranmalı, bunların bazılarını ise hayatından çıkarmalıdır” diyen uzmanlar, alkol ve sigaranın bu dönemde kullanılmaması gerektiğine de dikkat çekiyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gönül Duras Doyran, anne adaylarının herhangi bir ilaç almadan önce mutlaka doktora veya eczacıya danışmasını, alınacak ilacın doğurganlık üzerinde olumsuz etkisi olmadığına emin olunması gerektiğini kaydetti. Op. Dr. Doyran; “Düzenli ve hafif egzersiz yapılmalı. Anne ve bebek sağlığı için, hamilelik öncesinde fizik kondisyonu en iyi düzeye getirilmeli. Herhangi bir kramp veya kanamada, egzersize son verilmeli. Sigara ve benzeri tütün ürünleri de hamilelik ihtimalini azaltıyor. Tütün sperm ve yumurtayı hasara uğratabiliyor ve nikotin doğurganlığı kontrol eden hormonların düzeyini etkiliyor. Eşler lifli yiyecekler bakımından zengin, yağ oranı düşük dengeli bir beslenme rejimi uygulamalı. Yeterince vitamin ve mineral alabilmek için taze sebze ve meyveye de beslenmede geniş yer vermeli, bol süt içilmeli” dedi.

X ışınlarına ve toksit kimyasallara karşı tedbirli olunmasını da isteyen Dr. Doyran, uyarılarını şöyle sürdürdü: “Hamileliğe hazırlanan kadınların hazırlık döneminden hamileliklerinin 12′nci haftasına kadar her gün 0.4 mg folik asit almaları önerilir. Folikasit, bebeğin Spina Bifida ve benzeri omurga ve omurilik sorunlarıyla doğma riskini yüzde 70 oranında düşürüyor. Folikasit, yeşil yapraklı sebzelerde, esmer ekmekte ve tahıllarda da bulunuyor. Kızamıkçık aşısı doktora kontrol ettirilmeli. Hamilelik sırasında bu virüse yakalanılırsa çocuk, sağır, kör veya akli melekeleri eksik doğabiliyor. Daha önce olunmadıysa kızamıkçık aşısı mutlaka yapılmalı. Aşı yeni olunduysa, hamile kalmak için üç ay geçmesi beklenmeli. Cenini beyin hasarlarına yol açarak ciddi biçimde etkileyebilecek, hatta anne karnında ölümüne yol açabilecek bu enfeksiyon türü genellikle kedi ve benzeri evcil hayvanların dışkısından, tükürük ve benzeri salgılarından bulaşıyor. Bahçe veya saksı çiçekleriyle uğraşırken de eldiven kullanılması öneriliyor.”

CİHAN

Çocuklar İçin Olmazsa Olmaz Besin

Trabzon Doğum ve Çocuk Bakımevi Başhekimi Uzman Dr. İsmail Topal,anne ve babalara çocuk beslenmesi konusunda çok önemli bir uyarıda bulundu.

Trabzon Doğum ve Çocuk Bakımevi Başhekimi Uzman Dr. İsmail Topal, balığın, çocuklarda genel gelişimin yanı sıra beyin gelişimi için de vazgeçilmez bir besin kaynağı olduğunu söyledi.

Topal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1 Eylülde balık avı yasağının sona ermesiyle birlikte büyük balıkçı kayıklarının denize açıldığını, balığın tüm gelir gruplarının satın alabileceği fiyatlarla, balıkçı tezgahlarında bolca yer aldığını belirtti.

Balık etinin, diğer hayvansal etlere nazaran içerdiği protein ve mineraller bakımından zengin, yağ miktarı bakımından düşük olduğunu ifade eden Topal, ”Genelde toplumun çoğu balık yağının insan sağlığı açısından yararlı olduğunu bilir, ancak buna rağmen geniş bilgiye sahip olmamakla birlikte tüketim de halen istenilen düzeylerde değildir” dedi.

Özellikle çocukların beslenmesiyle beyin gelişimi arasında önemli paralellikler bulunduğunu vurgulayan Topal, şöyle devam etti:

”Balıkta bulunan önemli orandaki Omega-3 ve Omega-6 yağ asitlerinin, sinir hücrelerinin büyüme ve gelişiminde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Bu nedenle balık, sağlıklı beslenmede vazgeçilmez unsurdur. Balık, çocuklarda genel gelişimin yanı sıra beyin gelişimi için de vazgeçilmez bir besin kaynağıdır.”

-”BEBEKLERE 7-8′İNCİ AYLARDA YEDİRİLEBİLİR”

Balıktaki olumlu etkilerden yararlanabilmek için çocuklara haftada 2-3 kez balık yedirilmesi gerektiğine dikkati çekeren Topal, ”Özellikle bebeklere, ek besinlere başlatıldıktan sonra, yani 7 veya 8. aylarda balık yedirilebilir. Somon, uskumru, sardalye, ton balığı ve hamsi gibi balıklar Omega-3 yönünden zengindir” diye konuştu.

Uzman Dr. Topal, Omega-3 yağ asitlerinin ayrıca insan beynindeki hücrelerin yenilenmesine de katkı sağladığını belirterek, ”Beyin gelişiminin anne karnında başladığını düşünürsek, bebeğin beyin gelişiminin olumlu etkilenmesi için gebelerin hamileliğin son 3 aylık döneminde mutlaka balık tüketmesi gerekir. Çünkü son 3 ayda anneden bebeğe önemli ölçüde Omega-3 yağ asidi geçişi olur” dedi.

SamanyoluHaber

Üşümenin Sırrı Çözüldü!

Yalnızlık hissinin, kişinin üşümesine neden olduğu bildirildi.

Toronto Üniversitesinde görevli psikologların yaptığı iki araştırma, kendilerini dışlanmış hisseden kişilerin, bir odayı, herhangi bir dışlanma hissi olmayanlara kıyasla daha soğuk bulduğunu gösterdi.

Söz konusu araştırmalar çerçevesinde 65 öğrenci iki gruba ayrıldı. İlk gruba sosyal açıdan dışlanmaları veya kendilerini yalnız hissetmeleri, diğer gruba ise sosyal ortamda kabul görmeleriyle ilgili deneyimleri anımsatıldı.

Daha sonra her iki gruptaki öğrencilere, deneyimlerini yaşadıkları odanın sıcaklığı soruldu. Odanın sıcaklığına 12 ila 40 derece arasında yanıtlar veren deneklerden düşük ısı rakamını verenlerin kendilerini dışlanmış hissedenler olduğu görüldü.

İkinci araştırma çerçevesinde 52 öğrenciden, bilgisayarda bir top oyunu oynamaları istendi. Oyunda öğrencilerden bazılarına birçok kez top atılırken, bazıları devre dışı bırakıldı. Daha sonra katılımcılardan, sıcak kahve, kraker, soğuk içecek, bir elma ya da sıcak çorbadan hangisini en çok istedikleri soruldu. Oyunda devre dışı bırakılan katılımcıların sıcak çorba ya da kahveyi diğerlerine oranla daha fazla tercih ettikleri gözlendi.

Araştırmacılar, bu kişilerin sıcak içecek ve yiyeceklere yönelmesini, dışlanma nedeniyle doğan üşüme hissinin sonucu olarak yorumladı.

Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı Doktor Chen-Bo Zhong, “Sosyal dışlanmışlık deneyiminin tam anlamıyla üşüttüğünü keşfettik” dedi.

AA

Kalp Sağlığı İçin Dişlerinizi Fırçalayın

Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği belirtildi.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneğinin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve aşırı kiloya bağlı olduğuna ilişkin bilgileri bir yana koyarak, diş temizliğinin kalbi sanıldığından fazla etkilediğini belirtti.

Jenkinson’a göre “sağlıklı ve ince olmak önemsiz. Eğer dişlerin durumu kötüyse kalp hastalığına yakalanma riski artıyor”.

İrlanda Cerrahlar Kraliyet Kolejinden Dr Steve Kerrigan da “ağzın, muhtemelen vücudun en kirli yeri olduğunu” belirterek, dişlerin düzenli fırçalanmamasının dişeti kanamalarına, bunun da ağızdaki yüzlerce bakterinin kan damarlarına girmesine neden olduğuna dikkati çekti.

Kerrigan, bakterilerin burada, kanda bulunan, pıhtılaşmayı sağlayan plaketlere yapışarak kanın bir bölümünün kalbe ulaşmasını engellediğini ve kalp krizi riskini artırabildiğini vurguladı.

Yeni Zelanda’daki Otago Dunedin Üniversitesinden Prof. Greg Seymour ve ekibi de temiz olmayan ağızdaki bakteriler ve damar sertliği arasındaki ilişkiyi araştırdı.

Bilim adamları, ağzın temiz olmaması durumunda akyuvarların atardamar dokusunda birikebildiği, bunun da damar sertliğine yol açabileceği sonucuna vardı.

Ntvmsnbc

Vejetaryenlik Hafıza Sorunlarına Yol Açıyor

B12 vitamini eksikliği beyinde körelmeye neden oluyor. Zira B12, en çok et ve süt ürünleriyle balıkta bulunuyor. Bu gıdaları düzenli tüketmeyenler, hafıza sorunlarının yanı sıra kansızlık ve sinir iltihabı gibi hastalıklara da daha yatkın oluyor.

Vejetaryen beslenme, hafıza üzerinde olumsuz etkilere neden oluyor. Oxford Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre et ve süt ürünleriyle beslenmeyenlerde hafıza yitimi ve erken bunama riski 6 kat daha yüksek.

Oxford Üniversitesi’nde hafıza testleri ve beyin taramaları yöntemiyle yürütülen araştırmada uzmanlar, bunama ve hafıza kaybı ile B12 vitamini yetersizliği arasında doğrudan bir bağa rastladı.

Bu noktadan hareketle uzmanlar, besin yoluyla yeterli B12 vitamini almayan kişilerin hafıza sorunları yaşama riskinin daha yüksek olduğu sonucuna vardı.

Uzmanlara göre, özellikle vejeteryanler 6 kat daha fazla risk altında. Zira B12, en çok et ve süt ürünleriyle balıkta bulunuyor. Bu gıdaları düzenli tüketmeyenler, hafıza sorunlarının yanı sıra kansızlık ve sinir iltihabı gibi hastalıklara da daha yatkın oluyor.

B12 eksikliğinin beyin körelmesi olarak da bilinen beyin atropisi arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çeken uzmanlar, sadece meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tarzının sanıldığı kadar yararlı olmadığını söylüyor.

Ntvmsnbc

Brokoli Akciğerdeki Hasarı Engelleyebiliyor

ABD’de yapılan bir araştırmada, brokolide bulunan bir maddenin, özellikle sigaranın yol açtığı akciğer rahatsızlıklarında hasarı azaltıcı etkisinin olabileceği ortaya çıktı.

ABD’nin köklü üniversitelerinden Johns Hopkins Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmada, çoğunlukla sigaranın sebep olduğu ve her yıl tüm dünyada 100 binlerce insanın ölümüne yol açan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH) hasarının engellenmesinde, brokolide bulunan “sülforapan” maddesinin etkisinin olduğu bulundu.

Brokoli gibi “brassika” türü sebzelerde bulunan bu maddenin, insan akciğer hücrelerinde bulunan ve hücreleri toksinlerin zararlı etkilerinden koruyan “NRF2” geninin faaliyetini arttırdığını tespit eden bilim adamları, sülforapan maddesinin kısa bir süre önce diyabetin sebep olduğu damar hasarlarına karşı da koruyucu bir etkisinin ortaya çıkarıldığını anımsattılar.

NRF2 geninin faaliyetinin arttırılmasının, KOAH’ın gelişimini engelleyecek tedavilerin geliştirilmesinde kullanılabileceğinin altını çizen araştırmacılar, çalışmalarında, sülforapanın, sigara dumanına maruz kalan hücrelerdeki düşük NRF2 seviyesini yükseltebildiğini gördüklerini belirttiler.

Daha önce yapılan araştırmalarda, brokoli gibi brassika türü sebzelerin, kalp krizi ve felç riskinin azaltılmasıyla bağlantıları ortaya çıkarılmıştı.

Ntvmsnbc

Kışın Bu Ürünü Mutlaka Tüketin

Kalp krizini önlüyor ve karaciğeri güçlendiriyor.

Üvez meyvesinin kış hastalıklarına karşı vücut direncini artırıcı özelliği olduğu, bu gibi meyveleri kışın bol miktarda tüketmek gerektiği bildirildi. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Resul Gerçekçioğlu ‘’Taze meyvesi de bol tüketilirse müshil etkisi gösterebilir. Diğer yandan meyve ve özellikle yapraklarının şeker hastalığına iyi geldiği, kan şekerini düşürücü etkiye sahip olduğu laboratuvar testleriyle kanıtlanmıştır’’ diye konuştu.

Üvezin yapraklarının göğüs yumuşatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Gerçekçioğlu, ‘’Üvez meyvesinin kanamayı durduran ve güçlendirici ilaç olarak kullanımı Hipokrat’a kadar uzanır’’ dedi.

TAM BİR ŞİFA DEPOSU

Üvezin şu ana kadar herhangi bir yan etkisinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Gerçekçioğlu ‘’Üvezin kış hastalıklarına karşı vücut direncinin artırıcı özelliği var. Hiçbir yan etkisi yok, tamamen doğal” dedi. Prof. Dr. Gerçekçioğlu, bu meyve üzerinde yapılan son araştırmalarda, içeriğinde kalp krizini önleyici ve vücut direncini arttıran, karaciğeri güçlendiren maddeler bulunduğunu belirtti.

Elma asidi, limon asidi, kehribar asidi, tartarik asit, sorbin asidi, C vitamini (antioksidant), amygdalin (bazı türlerinde az olarak rastlanır), uçucu yağlar ve bağırsak temizleyici, iltihap giderici, müshil, idrar söktürücü, kanamayı durduran ve lenf uyarıcı özelliklere sahip maddeler tespit edildiğini de vurguladı.

SamanyoluHaber

REKLAM

Giriş - BlogNews Theme by Gabfire themes