<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Arifiyem.Com &#124; Arifiye'nin Sosyal Platformu</title>
	<atom:link href="http://www.arifiyem.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.arifiyem.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 19:07:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Arifiyem.Com 2. Sırada!</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/arifiyemcom-2-sirada/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/arifiyemcom-2-sirada/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 13:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1097</guid>
		<description><![CDATA[   Dünyada en çok kullanılan ve en gelişmiş arama motorları olan Google, Yahoo, Bing ve Ask gibi internet arama sitelerinde Arifiye kelimesi ile arama yaptığımızda Arifiyem.com sitemiz ikinci sırada yer almaktadır.
Bu durum basit gibi görünsede, internette Arifiye adıyla yayın yapan websitelerinin yanında yine Arifiye ile ilgili birçok makale mevcutur.Bu kadar websitesi adreslerinin arasından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-google.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1098" title="arifiye-google" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-google-150x150.gif" alt="arifiye-google" width="150" height="150" /></a> <a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-yahoo.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1099" title="arifiye-yahoo" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-yahoo-150x150.gif" alt="arifiye-yahoo" width="150" height="150" /></a> <a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-bing.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1100" title="arifiye-bing" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-bing-150x150.gif" alt="arifiye-bing" width="150" height="150" /></a> <a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-ask.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1101" title="arifiye-ask" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/arifiye-ask-150x150.gif" alt="arifiye-ask" width="150" height="150" /></a>Dünyada en çok kullanılan ve en gelişmiş arama motorları olan Google, Yahoo, Bing ve Ask gibi internet arama sitelerinde Arifiye kelimesi ile arama yaptığımızda Arifiyem.com sitemiz ikinci sırada yer almaktadır.<br />
Bu durum basit gibi görünsede, internette Arifiye adıyla yayın yapan websitelerinin yanında yine Arifiye ile ilgili birçok makale mevcutur.Bu kadar websitesi adreslerinin arasından ikinci sırada olmamız gayet başarılı bir sonuçtur.Aslında bu sonuçlar arama motorları tarafından önemsendiğimizinde kanıtıdır.Öyleki yeni yayınlanan bir sayfamız çok kısa bir sürede arama motorları tarafından indexlenip aramalardaki sonuçlar arasında yerini almaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/arifiyemcom-2-sirada/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Ringlerinde Arifiye&#8217;li</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/dunya-ringlerinde-arifiyeli/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/dunya-ringlerinde-arifiyeli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:59:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[Wasca K1 Dünya Şampiyonu Arifiyeli sporcumuz Ferhat AKBURAK adını Dünya Ringlerinde duyurmaya devam ediyor.
Şampiyon sporcumuz beraberinde İlçe Milli Eğitim Müdürü İlyas GÜMÜŞ ve Arifiye Çok Programlı Lisesi Müdürü Osman BAŞ ile Kaymakamımızı ziyaret etmişlerdir.
Kaymakamımız Birol KURUBAL Arifiye’nin adını Dünya Ringlerinde duyurduğu için Şampiyonumuza teşekkür etmiştir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;"><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/dunya-ringlerinde-arifiye.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1093" title="dunya-ringlerinde-arifiye" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/dunya-ringlerinde-arifiye-150x150.jpg" alt="dunya-ringlerinde-arifiye" width="150" height="150" /></a></span></span>Wasca K1 Dünya Şampiyonu Arifiyeli sporcumuz Ferhat AKBURAK adını Dünya Ringlerinde duyurmaya devam ediyor.</p>
<p>Şampiyon sporcumuz beraberinde İlçe Milli Eğitim Müdürü İlyas GÜMÜŞ ve Arifiye Çok Programlı Lisesi Müdürü Osman BAŞ ile Kaymakamımızı ziyaret etmişlerdir.</p>
<p>Kaymakamımız Birol KURUBAL Arifiye’nin adını Dünya Ringlerinde duyurduğu için Şampiyonumuza teşekkür etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/dunya-ringlerinde-arifiyeli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yollara Denetim</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/yollara-denetim/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/yollara-denetim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:56:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[Kaymakamımız Birol KURUBAL ve İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI, Kara Yolları tarafından yapılan çalışmaları yerinde denetlemişlerdir.
Vatandaşlarımız tarafından yapılan taleplerin ilgili mercilere bildirileceğini ifade eden Kaymakamımız Bırol KURUBAL çalışmaların ve sorunların takipçisi olacağını belirtmişlerdir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/yollara-denetim.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1089" title="yollara-denetim" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/yollara-denetim-150x150.jpg" alt="yollara-denetim" width="150" height="150" /></a>Kaymakamımız Birol KURUBAL ve İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI, Kara Yolları tarafından yapılan çalışmaları yerinde denetlemişlerdir.</p>
<p>Vatandaşlarımız tarafından yapılan taleplerin ilgili mercilere bildirileceğini ifade eden Kaymakamımız Bırol KURUBAL çalışmaların ve sorunların takipçisi olacağını belirtmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/yollara-denetim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Emniyete Ziyaret</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/emniyete-ziyaret/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/emniyete-ziyaret/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1085</guid>
		<description><![CDATA[İlçe Emniyet Müdürümüz Alparslan HERSANLIOĞLU’nun İstanbul’a atanması sonrası  İlçe Emniyet Müdürü olarak ataması yapılan Şinasi DUR’u Kaymakamımız Birol KURUBAL, İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI ve Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer H. YILDIZ ziyaret etmişlerdir.
Çalışmalar hakkında Kaymakamımız Birol KURUBAL her zaman Emniyet Teşkilatının arkasında olduğunu ifade etmişlerdir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/emniyete-ziyaret.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1086" title="emniyete-ziyaret" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/emniyete-ziyaret-150x150.jpg" alt="emniyete-ziyaret" width="150" height="150" /></a>İlçe Emniyet Müdürümüz Alparslan HERSANLIOĞLU’nun İstanbul’a atanması sonrası  İlçe Emniyet Müdürü olarak ataması yapılan Şinasi DUR’u Kaymakamımız Birol KURUBAL, İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI ve Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer H. YILDIZ ziyaret etmişlerdir.</p>
<p>Çalışmalar hakkında Kaymakamımız Birol KURUBAL her zaman Emniyet Teşkilatının arkasında olduğunu ifade etmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/emniyete-ziyaret/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hanlıya Yeni Sağlık Ocağı</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/hanliya-yeni-saglik-ocagi/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/hanliya-yeni-saglik-ocagi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:52:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1082</guid>
		<description><![CDATA[Kaymakamımız Birol KURUBAL ve İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI, Hanlı Köy Mahallesinde yapılması planlanan Sağlık Ocağı için tahsis edilen binayı gezdiler.
Çalışmalar hakkında Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer H. YILDIZ’dan bilgi alan Kaymakamımız Birol KURUBAL Sağlık Ocağının en kısa sürede hizmete girmesi için çalışmaların hızlandırılması talimatını verdi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/hanliya-yeni-saglik-ocagi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1083" title="hanliya-yeni-saglik-ocagi" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/10/hanliya-yeni-saglik-ocagi-150x150.jpg" alt="hanliya-yeni-saglik-ocagi" width="150" height="150" /></a>Kaymakamımız Birol KURUBAL ve İlçe Yazı İşleri Müdürümüz Taylan ŞANLI, Hanlı Köy Mahallesinde yapılması planlanan Sağlık Ocağı için tahsis edilen binayı gezdiler.</p>
<p>Çalışmalar hakkında Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer H. YILDIZ’dan bilgi alan Kaymakamımız Birol KURUBAL Sağlık Ocağının en kısa sürede hizmete girmesi için çalışmaların hızlandırılması talimatını verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/hanliya-yeni-saglik-ocagi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayı ve Oruç Hakkında</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/ramazan-ayi-ve-oruc-hakkinda/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/ramazan-ayi-ve-oruc-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 17:18:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye]]></category>

		<category><![CDATA[oruç tutmak]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan ayi]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan orucu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1076</guid>
		<description><![CDATA[Yeryüzünde bir milyarı aşkın müslüman için kutsal bir ay olan RAMAZAN ayı geldi. Onu kutsallaştıran şeylerin başında Kuran&#8217;ın o ayda inmeye başlaması ve Oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmesi geliyor. Tüm müslümanlara Ramazan ayı mübarek olsun temennisiyle Yüce Allahtan Af ve mağfiret diliyoruz.
Ramazan-ı Şerif ve Oruç
Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/08/onbir_ayin_sultani_ramazan.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1077" title="onbir_ayin_sultani_ramazan" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/08/onbir_ayin_sultani_ramazan-150x150.jpg" alt="onbir_ayin_sultani_ramazan" width="150" height="150" /></a>Yeryüzünde bir milyarı aşkın müslüman için kutsal bir ay olan RAMAZAN ayı geldi. Onu kutsallaştıran şeylerin başında Kuran&#8217;ın o ayda inmeye başlaması ve Oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmesi geliyor. Tüm müslümanlara Ramazan ayı mübarek olsun temennisiyle Yüce Allahtan Af ve mağfiret diliyoruz.</p>
<p>Ramazan-ı Şerif ve Oruç</p>
<p>Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.</p>
<p>Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet şuûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baskı altında tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir. Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan “sabır, irâde, nefsî arzulardan uzaklaşma” gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.</p>
<p>Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rızâ, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlıkla nîmetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükrân duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kıskançlık gibi kitleyi huzûrsuzluğa boğan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.</p>
<p>Ashâb-ı kirâmın oruca karşı çok büyük rağbetleri vardı. Onlar, tahammülü güç sıcak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kısmının, güneş ışığının yakıcılığından korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile güneş ışığından ve sıcaktan korunmaya çalışırlardı. Bütün bunlara rağmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarını devam ettirirlerdi.</p>
<p>Şakîk-i Belhî buyurur:<br />
“İbâdeti lâyıkıyla îfâ edebilmek, bir san’attır. Onun kazanç mekânı, halvet; vâsıtası ise açlıktır.”<br />
O açlık ki, modern tıpta bile diyet adıyla sıhhatli kalmanın en birinci şartıdır. O açlık ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir.</p>
<p>Rivâyet olunur ki, nefis, yaratıldığı zaman çeşitli iptilâ ve mahrûmiyetlere rağmen Cenâb-ı Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlık sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açlığa katlanabilmek kadar müessir başka bir husûs yoktur. İrâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karşı koyabilmenin temel şartlarından biridir.</p>
<p>Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- buyurur:<br />
“İnsanın asıl gıdâsı Allâh’ın nûrudur. Ona aşırı ten gıdâsı vermek lâyık değildir. İnsanın asıl gıdâsı, ilâhî aşk ve ilâhî akıldır.”<br />
“İnsan, asıl rûhânî gıdâsını unuttuğu ve ten gıdâsına düştüğü için huzûrsuzdur. Doymak bilmez. İhtirasından yüzü sararmış, ayakları titremekte, kalbi telaşla çarpmaktadır. Nerede yeryüzü gıdâsı, nerede sonsuzluğun gıdâsı?!.”<br />
“Allâh şehîdler için: Rızıklandılar. diye buyurdu. O mânevî gıdâ için ne ağız, ne de cesed vardır.”</p>
<p>Hazret-i Lokmân, oğluna şöyle nasîhat ederdi:<br />
“Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, âzâlar ibâdetten geri kalır.”</p>
<p>Velîlerden bir zât şöyle derdi:<br />
“Çeşit çeşit yiyeceklerle midesini fesâda uğratan zâhidden Allâh’a sığınırım.”</p>
<p>Âişe -radıyallâhü anhâ-:<br />
“Melekût kapısını açmak için gayret edin!” demişti.<br />
Sordular:<br />
“–Ne ile?”<br />
Mü’minlerin annesi şöyle cevap verdi:<br />
“–Açlık ve susuzlukla!”<br />
Sayılı günlerden ibaret olan oruç, yine sayılı günlerden ibaren olan hayatımıza incelik, derinlik ve zerâfet kazandırır.<br />
Çünkü tokluk, nefsânî arzuları tahrîk ederken; açlık, -çok had safhaya varmadıkça- tefekkür ve tehassüs melekesini güçlendirir. Bundan dolayı akıl hastalarına ilk tatbîk edilen tedâvî perhizdir.</p>
<p>Bununla beraber oruç, bir ibâdet olduğundan, sırf o gâye ile icrâ edilmelidir. Onun faydaları gâye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çıkar. Yâni oruçlarımızda mide dolgunluklarını önlemek, kilo vermek gibi gâyeler olmamalıdır. Böyle oruçlarda rızâ-yı ilâhî düşünülemez. Bedenî hareketlerin faydasını kasdederek veya gaflet ve kasvet-i kalb ile kılınan namazlar bile bu kabîldendir. İbâdetler, yalnız rızâ-yı ilâhiyyeyi tahsîl gâyesi ile yapılır. Bu gâyenin gerçekleşmesi için, kalbin seviye kazanması, hamlıktan kurtulup kemâle erişmesi zarûrîdir.</p>
<p>Ramazan-ı Şerîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in de tavsıyelerinde yer alan belli başlı birtakım husûslara dikkat etmek îcâb eder:</p>
<p>a. Kelime-i şehâdet,<br />
b. İstiğfâr ve zikir,<br />
c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih,<br />
d. Cehennemden kurtuluş için harâmlardan ve kerâhetten sakınmak,<br />
e. İmkânlar nisbetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, kırık ve mahzûn kalblerin duâsını almak,<br />
f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek.<br />
Ve emsâli&#8230;<br />
Ramazan-ı Şerîf, mü’minlere fazîlet ve olgunluk kazandırabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağıza bir şey girmemeğe dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakınmalı ve orucun fazîletini azaltmamalıdır.<br />
Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:<br />
“Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandır.”<br />
Denildi ki:<br />
“(Oruçlu) onu ne ile zedeler?”<br />
Buyurdular:<br />
“Yalan ve gıybetle&#8230;” (Nesâî; Mu’cemu’l-Evsât)<br />
Çünkü yalan ve gıybet sahipleri, gündüzleri helâl yiyeceklerden nefislerini mahrûm bırakarak oruç tutarlar, ancak yalan ve gıybetleri sebebiyle de insan eti yiyerek mânen harâmla iftar etmiş sayılırlar. Bu şekilde zâhiren oruçlu olup mânen gıybet sebebiyle iftar etmiş olanlar hakkında Süfyân-ı Sevrî Hazretleri, takvâ ölçülerine göre:<br />
“Gıybet edenin orucu bozulur.” demiştir.<br />
Hazret-i Mücâhid de, aynı hassâsiyete binâen:<br />
“Gıybet ve yalan orucu bozar!” buyurmuştur.<br />
Yâni gıybet edip yalan söyleyerek oruçlarını mânen sakatlayanlar, orucun asıl matlûb olan bir kısım yüksek fazîletinden tamamen mahrûm kalırlar.<br />
Bunun içindir ki, dünyâ gâyeleri ile bulandırılmış, riyâ, gösteriş ve gafletle kirlenmiş oruçlar ve namazlar hakkkında Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar:<br />
“Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine orucundan kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar olur ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.” (Taberânî)<br />
Namazlar, bilhassa gece namazı olan terâvih ve teheccüdler, kalbe huzûr sağlamalıdır. Bu mübârek ayda namazlara daha da itinâ etmeli, Kur’ân-ı Kerîm’i huşû ile okumalı, zikirle rûhumuzu inceltmeli, zekât ve sadakalar ile de, vicdan huzûruna kavuşmalıyız. Kur’ân-ı Kerîm Ramazan ayında dünyâ semâsına indirildiği için bu mübârek ayda Kur’ân terbiyesine girmeli, o istikâmette ibâdetler değerlendirilmelidir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm, asıl kalble okunur. Gözün vazîfesi, kalbe gözlük<br />
olabilmektir.<br />
Ramazan-ı Şerîf’in diğer bir kıymeti de mü’minlere feyz ü bereket dolu bir Kur’ân hayatı yaşatması bakımından mütâlaa olunmalıdır.<br />
Ramazan-ı Şerîf, oruç ve Kur’ân arasında ince bir râbıta ve derin bir yakınlık vardır. Hayat ve ölüm öğütlerini, Kur’ân-ı Kerîm’den başka hangi salâhiyetli kürsüden dinlemek mümkündür?<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:<br />
“Oruçla Kur’ân, kıyâmet gününde kula şefâat edecektir. Oruç, sabrın yarısıdır.” buyurmuşlardır.<br />
Orucun ecri Cenâb-ı Hakk katında mahfûzdur. Hadîs-i kudsîde buyurulur:<br />
“Âdemoğlunun her amel ve hareketi kendisine âiddir. Oruç ise böyle değil! Çünkü o, benim içindir. (Çünkü ben yemem, içmem ve bütün beşerî sıfatlardan münezzehim.) Dolayısıyla ben, onun mükâfâtını (husûsî bir şekilde) bol bol vereceğim.”<br />
Bu hadîs-i kudsînin ardından Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:<br />
“Oruçlunun sevineceği iki ferâhlık vardır:<br />
1. İftâr ettiği zaman (Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine kavuştuğu için) sevinir.<br />
2. Rabbine kavuştuğunda da orucu berekâtıyla nâil olduğu yüksek derece için sevinir.” (Buhârî)<br />
Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, oruca olan rağbeti beyânın yanında ona vereceği mükâfat ve karşılığı, beşerin oruca olan rağbetini te’mîn zımnında saklı tutmuştur. Tıpkı bir müsâbakada câzibeyi artırmak için saklı tutulan çok büyük bir mükâfat gibi&#8230;<br />
Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükrân hisleri uyandıran, yoksulların, çâresizlerin hâlinden anlama şuûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eriştiren bir ibâdettir.<br />
Ramazan-ı Şerîf orucu, terâvih namazı, sahur ve seher uyanıklığı bakımından çok mühimdir. Hadîs-i şerîfde buyurulur:<br />
“Allâh -celle celâlühû-, size Ramazan-ı Şerîf orucunu farz kılmıştır. Ben de gece namazını, terâvihi sünnet kıldım. Eğer bir kimse îmânlı bir yürekle ve sevabına ermek emeli ile Ramazan-ı Şerîf orucunu tutar, terâvih namazını kılarsa, anadan doğduğu gibi günâhlarından kurtulur.”<br />
Hâli ile oruç ve namazın îfâsının kabûlünde kalbin seviye kazanması, yâni “huşû” şarttır. Namazlar, sür’atli kılınarak bir hazım vâsıtası olmamalıdır.<br />
Ramazan-ı Şerîf’in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsûs olan gufrân yağmurlarından istifâde zarûrîdir. Zîrâ taşa veya denize yağan nisan yağmurunun hiçbir fâidesi yoktur. Ancak takvâ neş’esiyle bu şükrân ve gufrân faslının tadını çıkarabiliriz.</p>
<p>Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:<br />
“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)<br />
Yâni beşerî suçlar ve günâhlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Şeytanın şerri de biter. Ancak nefsin şerrine dikkatli olmak gerekir&#8230;</p>
<p>Hadîs-i şerîfte buyurulur:<br />
“Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek şöyle der:<br />
{Allâh’ım! Bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlar kıl!..}&#8230;&#8230;” (Taberânî)<br />
Yine Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:<br />
“Oruç tutunuz ki, sıhhat bulunuz!” (Taberânî)<br />
“İftarı acele ediniz; sahûru geciktiriniz!..”<br />
Oruçlarımızı sakatlayacak ihmâllerden kaçınmak îcâb eder. Öfkeden şiddetle uzaklaşmalıdır.</p>
<p>Hadîs-i şerîfde buyurulur:<br />
“Oruç, sadece yemek, içmek vesaireden kesilmek değildir. Kâmil ve sevablı oruç, ancak faydasız laftan, boş vakit geçirmekten, kötü söylemekten (dedikodudan) ve nefs-i emmârenin bütün temâyüllerinden vazgeçmektir. Şâyet biri sana söver, yahut sana karşı câhilce herhangi bir harekette bulunursa, kendi kendine: {_F deüphesiz ki ben oruçluyum!} de; sabret!” (Hakim , Beyhakî)<br />
Zîrâ Ramazan-ı Şerîf’in bir adı da feehru’s-sabırdır.<br />
Sabır, güzel ahlâkın ağırlık merkezidir. Îmânın yarısı, ferah ve seâdetin anahtarıdır. Cennet nîmetlerine kavuşturan büyük bir nîmettir.<br />
Dîn ve ahlâkda sabır, hoşa gitmeyen ve ızdırap veren hâdiseler karşısında muvâzeneyi bozmadan sükûnete bürünmek, Hakk’a teslîm olmakdır.<br />
Enbiyâ ve evliyâ, sabırla Allâh’ın yardımına nâil oldular. Onlar bizim yüksek örneklerimiz olmalıdır.<br />
Sabrın dünyevî tarafı acı, âhıret tarafı çok parlaktır. Sabrın acılarını sîneye çekenler, ebediyyet devleti olan cennete ve Allâh’ın rızâsına kavuşurlar.<br />
Her hâlukârda Allâh’ın emir ve yasaklarındaki nîmet, hikmet ve ilâhî mükâfâtları düşünmek, sabrı kolaylaştırır.<br />
Sabrın ilk şartı da, hâdise ile ilk karşılaşma zamanında olmasıdır. Tavı geçmiş bir sabrın, fazla bir mükâfâtı yoktur.<br />
“Sabûr” ism-i şerîfinin en güzel tecellî merkezi peygamberler ve evliyâullâhdır. Nitekim onlardan bizlere intikâl eden en güzel ahlâk-ı seniyyeden biri olarak varlık ve darlık zamanlarında sabır, çok mühimdir.</p>
<p>***</p>
<p>Oruçlarımızı Allâh -celle celâlühû- beraberliğinde tutmamız için “sahur, terâvih, zikir, Kur’ân ve duâ” gibi mânevî istinadlardan lezzet almak îcâb eder.<br />
İftar zamanı da, duâların kabûl olduğu ince bir vuslat demidir. Bunun içindir ki, bu heyecanlı anların birlikte yaşanması da ayrıca bir rahmet ve huzûr kaynağıdır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:<br />
“Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi -oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeden- ecir alır.” (Tirmizî)<br />
Bu müjdeyi duyan ashâb-ı kirâmın fakîrleri, Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e gelerek kendilerinin zenginler gibi oruçluyu doyuracak derecede iftâr yemeği vermeye güçlerinin yetmediğini hüzünle arzettiklerinde de Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:<br />
“Kim bir oruçluyu bir hurma ile iftâr ettirirse veya bir içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftâr ettirirse, Allâh Teâlâ, ona aynı sevabı verir.”</p>
<p>***</p>
<p>Nâfile oruçlarda ayrı bir hassasiyet vardır. Zîrâ has kulların amelinin esası sıdktır. Bu da, niyyetin hâlisiyyeti ve nefsin tezkiyesi nisbetindedir.<br />
Bu husûsda gerek nâfile oruç tutmak, gerek oruçsuzluk, gerek oruç tutmayanların ısrarı ile nâfile orucu bozmak, gerekse bozmamak şeklinde sağlam bir niyete bağlı olan her amel efdaldir.</p>
<p>Ebû Saîd -radıyallâhü anh- anlatır:<br />
“Ben Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbı için bir yemek hazırlamıştım. Yemeği kendilerine takdîm edince, aralarından bir kimse çıkıp Ben oruçluyum! dedi. Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:<br />
“–Kardeşiniz sizi çağırdı ve sizin için hazırlık yaptı. Şimdi sen oruçluyum diyorsun. Orucunu boz ve onu bir başka gün kazâ et!» buyurdu.” (Tirmizî, Ebû Dâvûd)</p>
<p>Orucu bozmamakla alâkalı rivâyet ise şöyledir:<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbı, Bilâl -radıyallâhü anh-’ın oruçlu olduğu bir mecliste yediler ve içtiler. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:<br />
{ Biz rızkımızı yiyoruz.. Bilâl’in rızkı ise cennettedir.} buyurdular.” (İbn-i Mâce)<br />
Bu hadîs-i şerîfler gösteriyor ki, niyet ve kalbin durumuna göre nâfile orucu îcâb ettiğinde bozup bozmamak husûsunda her iki davranış da câizdir.<br />
Amellerin değerlendirilmesi Allâh’a âiddir. Ömrün hayırlısı, O’nun yanında geçen ve O’nun uğrunda harcanandır. İnsan, mezara indirilirken fânî hayatın ancak hâtıraları ile gömülecektir. Mezarlar, amel-i sâlihden başka hiçbir şeyin giremediği mekânlardır.<br />
Allâh rızâsına uygun düşmeyen bir hayat, çöllerdeki seraplara benzer. Hakîkatten nasîbsiz hayâlden ibârettir.</p>
<p>Hadîs-i şerîfde:<br />
“Mü’min öldüğü zaman, namazı baş ucunda, sadakası sağında, oruç göğsünde bulunur.” buyurulması, bunun en güzel bir delîlidir.<br />
Allâh’ın sonsuz kereminden umulur ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in buyrukları sebebiyle bizlerin mübârek Ramazan ayının biraz daha fazla kıymetini bilmemize, ona daha fazla değer verip daha fazla sevap işlememize ve daha az günâha girmemize sebep olur.</p>
<p>Hadîs-i şerîfde buyurulur:<br />
“Eğer insanlar, Ramazan-ı Şerîf’in ne olduğunu lâyıkıyla bilselerdi, senenin tamamının Ramazan olmasını arzu ederlerdi.”<br />
Günlerimiz mübârek, Ramazan-ı Şerîf’imiz makbûl olsun!..</p>
<p>Oruç kimlere farzdır?<br />
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış, Müslüman’ın ramazan orucunu tutması farzdır.</p>
<p>Oruç tutmamayı mübah kılan haller nelerdir?<br />
Yolculuk : Yolculuk, Ramazan ayında orucu tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyurulmaktadır. (Bakara 2/183-184).<br />
Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Ancak, ayette de belirtildiği gibi orucunu tamamlaması daha iyidir. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Sıyam, No: 1808, Müslim, Sıyam, No: 1113). Bu da sefere çıkılınca başlanmış orucun bozulabileceğinin delilidir.</p>
<p>Hastalık: Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle orucu tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Biraz önce zikredilen ayet buna işaret etmiştir. Tıbben oruç tutması halinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.</p>
<p>Gebelik ve Çocuk Emzirme : Gebe olan kadınların, oruç tuttukları takdirde kendilerine veya çocuklarına bir zarar gelmesinden korkulması halinde oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görmesi tehlikesi bulunması halinde oruçlarını tutmayabilirler. Hz. Peygamber hadislerinde buna müsaade etmişlerdir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; İbn Mace, Sıyam,3).</p>
<p>Yaşlılık : Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler de, oruç tutmayıp yerine fidye verebilirler. Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, orucu tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.</p>
<p>İleri derecede açlık, susuzluk : Oruçlu bir kimse, açlıktan veya susuzluktan dolayı beden ve ruh sağlığının ciddi derecede bozulması tehlikesi ile karşılaşması halinde orucunu bozup daha sonra kaza edebilir. Böyle bir kimsenin orucuna devam etmesi ölümüne sebep olacak nitelikte ise, orucunu açmaması haram olur.</p>
<p>Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak : Esas itibariyle bir insanın ibadetlerini normal bir şekilde yapmasını engelleyecek zor ve ağır işlerde çalışması veya çalıştırılması doğru değildir. Ancak kişisel veya toplumsal zorunluluklar, bazılarının böyle işlerde çalışmalarını gerektirmektedir. Böyle bir durumda bulunan kişi, oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkuluyorsa, oruçlarını tutmaya bilirler. Bunlar, izin günlerinde tutamadıkları oruçları kaza etmelidirler. Yıllık izninin bulunmaması ve haftalık izninin de yeterli olmaması gibi mazeretlerle buna da imkanı yok ise, fidye vermelidirler.</p>
<p>Fidye nedir?<br />
Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler ve iyileşme umudu bulunmayan hastalar, oruç tutmayıp, her gün için bir fidye verir. Fidye ise, bir fakiri, bir gün doyurmaktır. Bu da, sadaka-i fıtır miktarıdır.</p>
<p>Sağlıklı bir oruç nasıl tutulur?<br />
Orucun sahih olmasının şartları niyet, imsak vaktinden akşama kadar orucu bozan şeylerden kaçınmaktır. Ayrıca kadınların ay hali ve loğusa halinde bulunmaması gerekir.</p>
<p>Ne zaman niyet edilebilir?<br />
Oruç için niyetin vakti, akşam namazının vakti girmesiyle birlikte başlar.<br />
Ramazan, günü belirlenmiş adak ve nafile oruçlarda niyet, öğle namazına 1 saat kalana kadar devam eder. Bunların dışındaki, keffaret, kaza, günü belirlenmemiş adak oruçlarında ise imsak vaktine kadar niyet edilmesi gerekir.</p>
<p>İmsak vakti ne demektir?<br />
İmsak vaktinden, iftar vaktine kadar, ibadet niyetiyle, yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak, el çekmek demektir. İmsakın zıttı iftardır. İmsak vaktinin başlangıcı, tan yerinin ağarmasıyla başlar. Bu vakit, takvimlerde imsak vakti olarak gösterilmektedir.</p>
<p>Regl halinde oruç tutulabilir mi?<br />
Kadınların regl oldukları dönemde oruç tutmalarına gerek yoktur.</p>
<p>Alkollü iken oruç tutulabilir mi?<br />
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, alkollü içkiler ve uyuşturucu maddeler dinen haram kılınmıştır, bu nedenle bir Müslüman’ın alkollü içki içmesi ve uyuşturucu kullanması düşünülemez. Ancak bu haramı işleyen kişi, bunun haramlığını inkar etmediği müddetçe Müslüman’dır; bu nedenle ibadetleri yerine getirme mükellefiyetinden kurtulamaz. Zira her emir ve yasak müstakil bir borçtur.<br />
Bununla birlikte ibadet bir idrak ve şuur işidir. Bunun içindir ki, bütün ibadetlerde Müslüman ve buluğ çağına ulaşmanın yanında akıllı olmak şart koşulmuştur. İbadetlerin makbul olması için, ibadet niyetiyle ve ihlasla yapılması gerekir. Bu nedenle oruç tutacak kimsenin ne dediğini, ne yaptığını bilecek kadar ayık olması, aklının başında olması gerekir.</p>
<p>Orucu bozan şeyler nelerdir?<br />
Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak orucu bozar. Orucu bozan şeylerin bazısı hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Bazı şeylerden dolayı ise, sadece kaza gerekir.</p>
<p>Kaza ve kefareti gerektiren durumlar nelerdir?<br />
Ramazan ayında oruca niyet edildikten sonra, bir mazeret olmaksızın, kasten yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmak, oruç kefareti gerektirir. Ayrıca bozulan orucun kaza edilmesi de gerekir.<br />
Oruç keffareti 60 gün (iki kamerî ay) peş peşe oruç tutmaktır. Buna gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.<br />
Adet veya loğusalık halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu durumlarından çıktıktan sonra ara vermeden keffaret orucuna devam ederek 60 günü tamamlarlar.</p>
<p>Kefareti düşüren durumlar nelerdir?<br />
Kefareti gerektiren bir şeyi yaparak orucunu bozan kimse, aynı gün oruç tutamayacak derecede hastalanır veya kadın adet görür yahut loğusa olursa kefaret düşer. Ancak hastalığın kendi isteği dışında olması şarttır. Kendisi kasten hastalığa sebep olursa kefaret düşmediği gibi sefer mesafesinde bir yolculuğa çıkması ile de düşmez.</p>
<p>Kaza gerektiren durumlar nelerdir?<br />
Yolculuk, hastalık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak orucun bozulması halinde, sadece bozulan orucun kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek, beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozup, sadece kazasını gerektirir.<br />
Ramazanda oruca niyet etmeden yiyip içen kimse, tutmadığı oruçları, gününe gün kaza eder. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır.<br />
Kaza gerektiren durumlar şöyle sıralanabilir:<br />
1. Pamuk, kağıt, zeytin çekirdeği, bir defada çok miktarda tuz yemek gibi yenmesi mutad olmayan bir şeyi yutmak, yemek.<br />
2. Burnuna ilaç çekmek.<br />
3. Ağzına aldığı boyalı iplik gibi şeylerin boyası ile rengi değişen tükürüğü yutmak.<br />
4. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak. (Kendi isteği ile yutarsa keffaret gerekir.)<br />
5. Zorlama ile oruç bozmak.<br />
6. Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak.<br />
7. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak.<br />
8. Unutarak yeyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yeyip içmek.<br />
9. Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak.<br />
10. Ağız dolusu gelen veya kendi isteğiyle getirdiği kusuntuyu mideye geri çevirmek.<br />
11. Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile olmazsa oruç bozulmaz.<br />
12. Güneş batmadığı halde-battı zannederek-iftar etmek.<br />
13. İmsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek.</p>
<p>Uçakla seyahat eden oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?<br />
Seyahate çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise, imsake başladığı yere göre iftar edebilir.<br />
Orucu bozmayan durumlar nelerdir?</p>
<p>Oruçlu olduğunu unutarak yemek ve içmek:<br />
Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: &#8220;Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, (sakın) bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir.&#8221; Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur.<br />
Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup oruca dayanabilen bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır, zayıf ve güçsüz bir kişi ise hatırlatmaz.</p>
<p>Oruçlu iken iğne yaptırmak<br />
Dinimiz, hasta olan ve tedavi sürecinde bulunan kişilerin oruç tutmamalarına ruhsat vermektedir. Bu nedenle, tedavisi devam eden kimseler, sağlıklarına kavuşup, tedavileri tamamlanıncaya kadar oruçlarını erteleyebilirler. Bununla birlikte, Ramazan ayında herkesle birlikte oruca devam etmeyi arzu ediyorlar ise ve oruç tutmalarına başka bir engelleri de yoksa, iğnelerini iftardan sonra yaptırmaları yerinde olur. Bu imkana sahip olmayanlar ise, İmam Ebû Yusuf, Muhammed ve Malik’in görüşlerine uyarak, tedavi ve aşı amaçlı iğne yaptırabilirler; oruçları bozulmaz. Ancak, oruçlu iken gıda ve vitamin iğneleri yaptırılması uygun değildir.</p>
<p>Oruçlu iken yıkanmak<br />
Ağız veya burnundan su girip yutmadıkça, oruçlu kimsenin yıkanması orucuna zarar vermez. Bu itibarla, ağız ve burnundan su kaçırmamak şartıyla oruçlunun yıkanması caizdir. Nitekim Hz. Aişe ve Ümmü Seleme validelerimiz, Hz. Peygamber’in Ramazan’da imsaktan sonra yıkandıklarını haber vermişlerdir.</p>
<p>Oruçlu iken ihtilam olmak veya cünüp olarak sabahlamak:<br />
Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum olmadıkça, hemen boy abdesti alınmalıdır. Hz. Aişe ve Ümmü Seleme validelerimiz, Hz. Peygamber’in Ramazan’da imsaktan sonra yıkandıklarını haber vermişlerdir.</p>
<p>Astım hastalığında ağıza püskürtülen sprey:<br />
Astımlı hastanın kullanmak zorunda kaldığı sprey orucu bozmaz. Ancak, sprey kullanma zorunda olan astımlı hasta, Ramazan orucunu tutmayıp, tutamadığı günler sayısınca fidye verebilir. İleride sağlığına kavuşursa, fidye vermiş olsa da, tutamadığı orucunu kaza eder.</p>
<p>Parfüm ve kolonya<br />
Parfüm veya kolonya sürünmek ve koklamak orucu bozmaz.</p>
<p>Diş fırçalamak<br />
Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macunun, misvak parçalarının veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.</p>
<p>Diş tedâvisi<br />
Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak diş çektirmesi, kanla karışan tükürüğün yutulmaması kaydıyla orucu bozmaz. Aynı şekilde, kan veya başka bir şey yutulmaması şartıyla diş tedavisi de yaptırılabilir.</p>
<p>Sakız çiğnemek<br />
Günümüzde üretilen sakızlarda, ağızda çözülen katkı maddeleri bulunduğundan, ne kadar itina edilirse edilsin bunların yutulmasından kaçınılması mümkün değildir. Bu sebeple bu tür sakız çiğnemek orucu bozar. Ancak kenger sakızı gibi katkısı bulunmayan ve çiğnendiğinde hiçbir eksilme olmayan, daha önce çiğnenmiş ve tadı kalmamış sakızların çiğnenmesi orucu bozmamakla birlikte, oruçlu iken böyle bir sakızı çiğnemek mekruhtur.</p>
<p>KAYNAK: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İNTERNET SİTESİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/ramazan-ayi-ve-oruc-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Gecemiz Mübarek Olsun</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/berat-gecemiz-mubarek-olsun/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/berat-gecemiz-mubarek-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 15:13:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arifiye]]></category>

		<category><![CDATA[beraat]]></category>

		<category><![CDATA[beraat gecesi]]></category>

		<category><![CDATA[beraat kandili]]></category>

		<category><![CDATA[berat]]></category>

		<category><![CDATA[berat gecesi]]></category>

		<category><![CDATA[berat kandili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1072</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Ebu Hüreyre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/08/berat_kandili.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1073" title="berat_kandili" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/08/berat_kandili-150x150.jpg" alt="berat_kandili" width="150" height="150" /></a>Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:<br />
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.<br />
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.<br />
Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:<br />
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.<br />
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:<br />
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.<br />
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.<br />
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: &#8220;Ne mutlu bu gece rüku edenlere.<br />
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece secde edenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece dua edenlere ne mutlu.&#8221; Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -&#8221;Bu gece, Allah&#8217;ı zikredenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.&#8221;<br />
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Müslümanlara ne mutlu.&#8221; Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.<br />
Bunları gördükten sonra, Cebrail&#8217;e sordum: &#8220;Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?<br />
Şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.&#8221;<br />
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: &#8220;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: &#8220;Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa&#8217;ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.&#8221;</p>
<p><strong>Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi</strong><br />
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.<br />
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.<br />
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.<br />
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.<br />
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:<br />
&#8220;O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.&#8221;<br />
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil&#8217;in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?</p>
<p><strong>Yıllık Kader Programı</strong><br />
İbni Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:<br />
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.<br />
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.<br />
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.<br />
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil&#8217;e verilir ki bu büyük bir melektir.<br />
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.<br />
Fahreddin er-Râzî&#8221;nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1<br />
Berat Kandilinin &#8220;bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde&#8221; olması bu manalara dayanmaktadır.2<br />
Kur&#8217;ân&#8217;ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:<br />
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.</p>
<p><strong>Berat Gecesinin Özellikleri</strong><br />
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü&#8217;min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: &#8220;Mübarek Gece&#8221;, &#8220;Berae Gecesi&#8221;, &#8220;Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü&#8217;min kullarına beraet yazar)&#8221;, &#8220;Rahmet Gecesi.&#8221;<br />
&#8220;Berat, beraet&#8221; kelimesi &#8220;el-berâe&#8221; kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.<br />
&#8220;Berâet&#8221; iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü&#8217;minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.<br />
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs&#8217;teki Mescid-i Aksâ&#8217;dan Mekke&#8217;deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3<br />
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.<br />
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.<br />
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.<br />
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.<br />
4. Allah&#8217;ın af ve bağışlamasının coşması.<br />
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.<br />
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban&#8217;ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah&#8217;tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka&#8230;<br />
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.<br />
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.<br />
&#8220;Şâban&#8217;ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:<br />
&#8220;İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. &#8220;Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.<br />
&#8220;Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.<br />
&#8220;Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.&#8221;s<br />
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.</p>
<p><strong>Bu Gece Af Dışı Kalanlar</strong><br />
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;5<br />
Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;9<br />
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.<br />
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10<br />
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p><strong>Berat Gecesi İbadeti</strong><br />
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur&#8217;ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.<br />
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir<br />
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10<br />
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.<br />
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ&#8217;da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs&#8217;te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid&#8217;at bile olduğunu ifade eder.<br />
Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Duası</strong><br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
&#8220;Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.&#8221;11</p>
<p><strong>Berat Duası</strong><br />
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:<br />
&#8220;Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, &#8216;Allah dilediğini<br />
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.&#8221;12<br />
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Namazı -I</strong><br />
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.<br />
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.<br />
Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh&#8217;den gelen rivayete göre:<br />
&#8220;Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: &#8220;Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala&#8217;nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala&#8217;nın mağfiretidir.</p>
<p><strong>Berat Gecesi Namazı -II</strong><br />
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.<br />
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.<br />
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar&#8230;<br />
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum&#8217;a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.<br />
-&#8221;Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende<br />
-&#8221;En iyisini, Allah ve Resulü bilir.&#8221; Dedim. Şöyle buyurdu:<br />
-&#8221;Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin&#8221;?<br />
-&#8221;Olur&#8221; dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:<br />
&#8220;Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem&#8230;&#8221;<br />
Sonra kendisine sordum: &#8220;Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: &#8220;Sen onları öğrenebildin mi&#8221;? Bu sorusuna karşılık: &#8220;Evet&#8221; deyince, şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.&#8221;</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong><br />
1 Hülâsâtü&#8217;l-Beyân. 13:5251.<br />
2 Şualar, s,426.<br />
3 TDİ.&#8221;Berat&#8221; maddesi.<br />
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295<br />
5 İbni Mâce, İkame, 191.<br />
7 et-Tergîb ve&#8217;t-Terhib, 2:118.<br />
8 İbni Mace, İkametü&#8217;s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.<br />
9 Tirmizî, Savm:39.<br />
10 Şualar, s.426.<br />
11 et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, 2:.119, 120.<br />
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/berat-gecemiz-mubarek-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Futbol Yeterli Değil!</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/bu-futbol-yeterli-degil/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/bu-futbol-yeterli-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 18:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Spor]]></category>

		<category><![CDATA[Bu Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[Bu Futbol Yeterli Değil!]]></category>

		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<category><![CDATA[sakaryaspor]]></category>

		<category><![CDATA[Yeterli Değil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1069</guid>
		<description><![CDATA[Sakaryaspor Bolu kampının ilk etabını tamamladı. İlk üç maçta gençler ve denenler sahne almıştı. Konya Şeker karşısında ise as futbolcuların ortaya koyduğu futbol Sakaryaspor&#8217;un henüz lige hazır olmadığına işaret etti.
İlk 3 maç
Yeni sezon hazırlıkları için Bolu&#8217;da kampa giren Sakaryaspor, kampın ilk etabını tamamladı. Bolu&#8217;da hazırlıklara genç ve denenmeye alınan oyuncular ile başlayan Yeşil-Siyahlılarda daha sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/sakaryaspor-kamp.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1070" title="sakaryaspor-kamp" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/sakaryaspor-kamp-150x150.jpg" alt="sakaryaspor-kamp" width="150" height="150" /></a>Sakaryaspor Bolu kampının ilk etabını tamamladı. İlk üç maçta gençler ve denenler sahne almıştı. Konya Şeker karşısında ise as futbolcuların ortaya koyduğu futbol Sakaryaspor&#8217;un henüz lige hazır olmadığına işaret etti.</p>
<p><strong>İlk 3 maç</strong><br />
Yeni sezon hazırlıkları için Bolu&#8217;da kampa giren Sakaryaspor, kampın ilk etabını tamamladı. Bolu&#8217;da hazırlıklara genç ve denenmeye alınan oyuncular ile başlayan Yeşil-Siyahlılarda daha sonra yeni transferlerin takıma katılmasıyla kadro sayısı düşürüldü. 8 günlük süreçte 4 hazırlık maçı yapan Sakaryaspor, karşılaşmalardan 2 galibiyet ve 2 mağlubiyet elde etti. İlk 3 hazırlık maçında genç ve denenmeye alınan oyuncuları izleyen teknik patron Kızıltan yeni transferlere şans vermedi.</p>
<p><strong>As&#8217;lara zayıf not</strong><br />
Konya Şekerspor maçında as futbolcular forma şansı buldu. Yeni sezonda kadroda yer alacak olan futbolcuların Konya Şeker maçında ortaya koyduğu futbol maçı izleyenleri tatmin etmedi. Saha içinde futbolcular arasındaki uyumsuzluk dikkatlerden kaçmazken, Yeşil-Siyahlı ekibimizin oynadığı futbol henüz lige hazır olmadığını gösterdi. Perşembe günü tekrar Bolu&#8217;da kampa girecek olan Sakaryaspor, yapacağı hazırlık maçlarıyla eksiklerini gidererek lige hazır hale gelmeye çalışacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/bu-futbol-yeterli-degil/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ulaşıma Neşter</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/ulasima-nester/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/ulasima-nester/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 18:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<category><![CDATA[adapazarı]]></category>

		<category><![CDATA[Arifiye]]></category>

		<category><![CDATA[Neşter]]></category>

		<category><![CDATA[sakarya]]></category>

		<category><![CDATA[Ulaşıma]]></category>

		<category><![CDATA[Ulaşıma Neşter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1065</guid>
		<description><![CDATA[Adapazarı&#8217;nda yapılan anketlerde ilk sıralarda çıkan ulaşım sorununa nihayet neşter vuruluyor. Büyükşehir Belediyesi, kapsamlı bir trafik düzenlemesi çalışmasına başlıyor.

AKBİL GELECEK
Büyükşehir Belediyesi, Sakarya&#8217;nın sorunlarının başında gelen ulaşım sorununa neşter vurmaya hazırlanıyor. Ulaşım ile ilgili sıkıntıları bildiklerini ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Toplu Ulaşımda Elektronik Ücret Toplama Sistemi, Toplu Ulaşım Taşıt Takip Sistemi, Kavşak Düzenlemeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/ulasima-nester.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1066" title="ulasima-nester" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/ulasima-nester-150x150.jpg" alt="ulasima-nester" width="150" height="150" /></a>Adapazarı&#8217;nda yapılan anketlerde ilk sıralarda çıkan ulaşım sorununa nihayet neşter vuruluyor. Büyükşehir Belediyesi, kapsamlı bir trafik düzenlemesi çalışmasına başlıyor.<br />
<strong><br />
AKBİL GELECEK</strong><br />
Büyükşehir Belediyesi, Sakarya&#8217;nın sorunlarının başında gelen ulaşım sorununa neşter vurmaya hazırlanıyor. Ulaşım ile ilgili sıkıntıları bildiklerini ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Toplu Ulaşımda Elektronik Ücret Toplama Sistemi, Toplu Ulaşım Taşıt Takip Sistemi, Kavşak Düzenlemeleri ve Sinyalizasyon, yeni terminal ve yeni otobüs alımları konusunda ciddi gelişmeler yaşanacağını söyledi. Sorunları tek tek çözeceklerini anlatan Toçoğlu, ilk aşamada modern 20 yeni otobüs alacaklarını ve bunlarla birlikte &#8220;akıllı bilet&#8221; uygulamasına geçmek istediklerini vurguladı.<br />
<strong><br />
TERMİNAL 6 AY SONRA</strong><br />
Kavşaklar ve sinyazilasyon sisteminde de çalışmalar yapacaklarını kaydeden Başkan Zeki Toçoğlu, uygun karayolları kesimlerinde yeşil dalga sinyalizasyon sistemine geçileceğini belirtti. Başkan Toçoğlu, teknik açıdan gerekli olan kesimlerde standartlara uygun hız azaltıcı kasis gibi uygulamalar yapılacağını gereksiz olanların ise kaldırılacağını söyledi. Yeni Terminal inşaatı ile ilgili de açıklamalarda bulunan Başkan Zeki Toçoğlu, çalışmaların hızlı bir şekilde devam ettiğini ve yeni terminal binasının yeni yılın başlarında hizmete gireceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/ulasima-nester/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Köy Muhtarı Otomobilinin İçinde Tabancayla Öldürüldü!</title>
		<link>http://www.arifiyem.com/koy-muhtari-otomobilinin-icinde-tabancayla-olduruldu/</link>
		<comments>http://www.arifiyem.com/koy-muhtari-otomobilinin-icinde-tabancayla-olduruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 18:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<category><![CDATA[adapazarı]]></category>

		<category><![CDATA[kaynarca]]></category>

		<category><![CDATA[Köy Muhtarı]]></category>

		<category><![CDATA[Köy Muhtarı Otomobilinin İçinde Tabancayla Öldürüldü]]></category>

		<category><![CDATA[Otomobilinin İçinde]]></category>

		<category><![CDATA[sakarya]]></category>

		<category><![CDATA[Tabancayla Öldürüldü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.arifiyem.com/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[Sakarya&#8217;nın Kaynarca ilçesinde bir köy muhtarı otomobilinin içinde tabancayla vurularak öldürüldü.
Edinilen bilgiye göre, Topçu köyü muhtarı Hayri Çalık (37), Hayvara Mezarlığı mevkiinde 54 VF 195 plakalı otomobilinin içinde tabancayla vurulmuş olarak bulundu. Cesedi gören köylülerin ihbarda bulunması üzerine olay yerine gelen jandarma, cinayetle ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.
Çalık&#8217;ın cesedi, cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından İstanbul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/koy-muhtari-olduruldu.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1062" title="koy-muhtari-olduruldu" src="http://www.arifiyem.com/wp-content/uploads/2009/07/koy-muhtari-olduruldu-150x150.jpg" alt="koy-muhtari-olduruldu" width="150" height="150" /></a>Sakarya&#8217;nın Kaynarca ilçesinde bir köy muhtarı otomobilinin içinde tabancayla vurularak öldürüldü.</p>
<p>Edinilen bilgiye göre, Topçu köyü muhtarı Hayri Çalık (37), Hayvara Mezarlığı mevkiinde 54 VF 195 plakalı otomobilinin içinde tabancayla vurulmuş olarak bulundu. Cesedi gören köylülerin ihbarda bulunması üzerine olay yerine gelen jandarma, cinayetle ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.</p>
<p>Çalık&#8217;ın cesedi, cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından İstanbul Adli Tıp Kurumu&#8217;na gönderildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.arifiyem.com/koy-muhtari-otomobilinin-icinde-tabancayla-olduruldu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
